çıkarmak ne demek?

fiil22 anlam8 harfçı·kar·mak

“Çıkarmak” Türkçede fiil olarak kullanılan bir kelimedir. Sözlükte 22 anlamı bulunur. En yaygın anlamı şudur: “Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak”. 8 harf ve 3 heceden (çı-kar-mak) oluşur.

  1. 1

    -den, fiilBirinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak

  2. 2

    -i, fiilSonunu getirmek

    “Hacı Bey, ayazın tükürük dondurduğu bir gün, yakacak sıkıntısından konuşulurken, ‘Eee Ali Emmi, biz bu kışı zor çıkarırız' demişti de...” — Tarık Buğra
  3. 3

    -i, fiilAnlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek

    “Nereden geliyordu, akşam olunca hangi yöne gidiyordu, bir türlü çıkaramadım.” — Yaşar Kemal
  4. 4

    -i, fiilBulmak, ortaya koymak

    “Sultanahmet Camisi'nde vaaz veren hocanın bile yanlışını çıkarmış...” — Aziz Nesin
  5. 5

    -i, fiil► anımsamak

    “Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım.” — Necati Cumalı
  6. 6

    -i, -den, fiilÖfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek

    “Şimdilik bana karşı çok efendice davranıyor, beni rahat bırakıyor ama yarın ve daha sonra bu sabrının acısını benden çıkarmak istemeyecek mi?” — Muazzez Tahsin Berkand
  7. 7

    -i, -den, fiilSağlamak, elde etmek

    “Allah adama kuvvet verirse rızkını taştan çıkarır.” — Ahmet Kutsi Tecer
  8. 8

    -i, nesnesiz, fiilGibi göstermek, bir davranış yüklemek

    “İçine kapanık, uysal, karşılaştığı sevindirici olayları başkalarının iyiliğiyle açıklayıp ters giden her işte kendini suçlu çıkaran bir insandı.” — Necati Cumalı
  9. 9

    -i, fiil► kusmak

    “Sonunda dayanamayıp o gece ne yediyse çıkardı.” — İhsan Oktay Anar
  10. 10

    İlgisini keserek uzaklaştırmak

  11. 11

    -i, fiilGiysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak

    “İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti.” — Sait Faik Abasıyanık
  12. 12

    -i, fiil► yayımlamak

    “Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı.” — Orhan Seyfi Orhon
  13. 13

    -i, fiilBir şeyi temizlemek

    “Üstünde kahverengi bir sandık lekesi vardı. ‘Bu leke çıkar mı?’ diye sordum gömleği satan ihtiyar kadına.” — Mina Urgan
  14. 14

    nesnesiz, fiilOrtaya koymak

    “İşin aslı, bu hikâyenin çok daha ötesinde iyi bir iş çıkardım.” — Adem Dönmez
  15. 15

    -e, nesnesiz, fiilİkram etmek

    “Konuklara çerez çıkardı.”
  16. 16

    -e, -i, fiil► göstermek

    “Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın.” — Memduh Şevket Esendal
  17. 17

    -i, -le, fiilBir müzik parçasını notalarıyla çalmak

    “Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami...” — Haldun Taner
  18. 18

    nesnesiz, fiil► boşaltmak

    “Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik.” — Refik Halit Karay
  19. 19

    nesnesiz, fiilResim yapmak

  20. 20

    nesnesiz, fiilFotoğraf çektirmek

  21. 21

    -i, mecaz, fiilBir şeyi açık etmek

    “Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır.” — Osman Cemal Kaygılı
  22. 22

    -i, -den, matematik, fiilBir sayıyı başka bir sayı kadar eksiltmek; tarh etmek