çıkmak ne demek?

fiil54 anlam6 harfçık·mak

“Çıkmak” Türkçede fiil olarak kullanılan bir kelimedir. Sözlükte 54 anlamı bulunur. En yaygın anlamı şudur: “İçeriden dışarıya varmak, gitmek”. 6 harf ve 2 heceden (çık-mak) oluşur. Kelimeyle ilgili 1 deyim ve atasözü vardır.

  1. 1

    -den, fiilİçeriden dışarıya varmak, gitmek

    “Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık.” — Falih Rıfkı Atay
  2. 2

    nesnesiz, fiilElde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek

    “Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı.” — Atatürk
  3. 3

    nesnesiz, fiilBir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak

    “Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum.” — Haldun Taner
  4. 4

    Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek

    “Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık.” — Yusuf Ziya Ortaç
  5. 5

    Süresi dolduğunda ayrılmak

    “Hastaneden çıkıp yollarda yürüyen kadın, annemin ölümüne ağlayan ben miydim...” — Erendiz Atasü
  6. 6

    nesnesiz, fiilYapılmak, yürümek

    “Bu dairede işler kolay çıkmaz.”
  7. 7

    Yetişecek ölçüde olmak

    “Bundan kendime manto yaparım, oğlana da bir palto çıkar... dedi.” — Aziz Nesin
  8. 8

    Bir şeyden bir şey eksilmek

    “Dörtten iki çıkarsa iki kalır.”
  9. 9

    Meydana gelmek

    “Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır.” — Reşat Nuri Güntekin
  10. 10

    nesnesiz, fiilSıyrılmak, ayrılmak

    “Parkın merdivenini inerken, çıplak ayağına giydiği eski mest lastiğinin teki, fırladı, ayağından çıktı.” — Samim Kocagöz
  11. 11

    nesnesiz, fiilHerhangi bir durumda olduğu anlaşılmak

    “Osman Seden beni komedi filminde deneyip büyük bir başarı kazanınca bundan hepimiz kârlı çıktık.” — Öztürk Serengil
  12. 12

    Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek

    “Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra.” — Tarık Dursun K
  13. 13

    -i, fiilBir şeyin yukarısına doğru yürümek

    “Uzun, dik merdivenli bir yokuşu çıktık.” — Refik Halit Karay
  14. 14

    nesnesiz, -de, fiilBir inceleme, bir araştırma sonucu ... bulunmak

    “Sularda bakteri çıktı.”
  15. 15

    -e, fiilYetkili birinin makamına iş için gitmek

    “Hazırladığı raporları yırtmış ve Ali Rıza Paşa’nın makamına çıkarak duyduklarını şifahen nakletmişti.” — Ayşe Kulin
  16. 16

    -e, fiilTalihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak

    “Kendine on altı bin lira piyango çıkmış bir kimsenin birkaç yüz kuruşu ödeyememesi dosta düşmana garip görünecekti.” — Hüseyin Rahmi Gürpınar
  17. 17

    nesnesiz, fiilBir konu yetkililerce karara bağlanmak

  18. 18

    -e, fiilMal olmak

    “Bu ev dört milyara çıktı.”
  19. 19

    -e, fiilOyunda herhangi bir rolü oynamak

    “Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı.” — Bedri Rahmi Eyüboğlu
  20. 20

    -e, fiilBir yere ulaşmak, varmak

    “Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar.” — Memduh Şevket Esendal
  21. 21

    -e, fiilKaraya ayak basmak

    “1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım.” — Atatürk
  22. 22

    nesnesiz, fiilYayılmak, duyulmak

    “Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu.” — Ahmet Hamdi Tanpınar
  23. 23

    nesnesiz, fiilOlmak, bulunmak, var olmak

    “Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı.” — Osman Cemal Kaygılı
  24. 24

    -e, fiilBir iddia ile ortalıkta görünmek

    “Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın.” — Peyami Safa
  25. 25

    nesnesiz, -den, fiilKoku, ses vb. yayılmak

    “Lağımdan pis kokular çıkıyor.”
  26. 26

    -e, fiilKarşı gelebilmek, boy ölçüşmek

    “Güreşte ona çıkacak kimse yok.”
  27. 27

    -e, fiilBir şey bulaşmak

    “Uçmadan önce yaldızlı tozdan pulları elime çıktı.” — Füruzan
  28. 28

    -i, fiilBinaya kat eklemek

    “Göl kıyısındaki evlerinin üzerine yeni bir kat çıkmışlar, verandanın önüne üzüm asması sardırmışlar...” — Salim Nizam
  29. 29

    -e, fiilBir sebeple bulunulan yerden ayrılmak

    “Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı?” — Memduh Şevket Esendal
  30. 30

    nesnesiz, fiilNiteliği sonradan anlaşılmak

    “Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı.” — Reşat Nuri Güntekin
  31. 31

    nesnesiz, fiilBelirmek, tanınmak

    “Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı.” — Muzaffer İzgü
  32. 32

    nesnesiz, fiilDavranışta herhangi bir niteliği bulunmak

    “Oğlan akıllı çıktı, kimleri bulacağını, kimlerle çalışacağını bildi.” — Oya Baydar
  33. 33

    nesnesiz, fiilYerinden oynamak

    “Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı.” — Reşat Nuri Güntekin
  34. 34

    nesnesiz, fiilGörünür veya belli bir durumda bulunmak

    “Yüzünün derisi buruşmuş, elmacık kemikleri çıkmıştı.” — Cahit Uçuk
  35. 35

    nesnesiz, fiilOluşmak, olmak

    “Birdenbire öyle soğuk çıktı ki pirinç tanelerini tutamaz oldum, parmaklarım şakır şakır titriyor!” — Mahmut Yesari
  36. 36

    nesnesiz, fiilPiyasaya sürülmek

  37. 37

    nesnesiz, fiilBitmek, büyümek, sürmek

    “Mayısın ortası olmadan ekinler çıktı.” — Ümit Kaftancıoğlu
  38. 38

    nesnesiz, fiilEmir, talimat vb. verilmek

    “Dört gün, dört gece yanına kimse varmayacak diye emir çıktı.” — İlhan Tarus
  39. 39

    nesnesiz, fiilAy veya mevsim geçmek

    “Kış çıktı, bahar geldi, uzun tatil ayları geldi, Cevdet Bey’in yeri dolmadı.” — Fakir Baykurt
  40. 40

    nesnesiz, fiilYeni yetişip satışa sunulmak

    “Önce badem ağacı çiçek açtı, sonra çağlalar ağaçları süsledi. Ardından erikler çıktı.” — Vivet Çavlı
  41. 41

    nesnesiz, fiil► yükselmek

    “Fiyatlar çıktı.”
  42. 42

    nesnesiz, fiilSesini yükseltmek

  43. 43

    nesnesiz, -den, fiilGiderilmek, yok olmak

    “Gerçekten adamın kolundaki leke çıktı. Çıktı ama, üzerindeki kumaş da eriyip gitti...” — Muzaffer İzgü
  44. 44

    -den, fiilBir şeyi unutmak

    “İlk girdiğim zaman belki caddeden geçer, görürüm falan derken lafa dalmışım, hatırımdan çıktı.” — Refik Halit Karay
  45. 45

    nesnesiz, fiilAy, Güneş görünmek

    “Hava açılmış, ay çıkmıştı.” — Refik Halit Karay
    “Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  46. 46

    nesnesiz, fiilKitap, dergi vb. yayımlanmak

    “Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu.” — Yusuf Ziya Ortaç
  47. 47

    nesnesiz, fiilAktarılmış olmak

    “Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti.” — Refik Halit Karay
  48. 48

    nesnesiz, fiilGerçek hâle gelmek

    “İnsanın her gördüğü rüya çıkmaz ya!” — Memduh Şevket Esendal
  49. 49

    nesnesiz, fiilBulunduğu yerden fırlamak, kopmak

    “Arabanın direksiyonu çıkmak.”
  50. 50

    Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek

    “Artık yaşanılır olmaktan çıktı İstanbul. Yaşanılır gibi değil. Daha doğrusu, İstanbul, İstanbul olmaktan çıktı.” — Demirtaş Ceyhun
  51. 51

    -le, fiilFlört etmek

    “Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım.” — Attilâ İlhan
  52. 52

    -e, fiilErişmek, görmek

    “Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım.” — Sait Faik Abasıyanık
  53. 53

    mecazHarcamak zorunda kalmak

    “Geçen hafta düğünümüz oldu. Çok paradan çıktım.” — Aziz Nesin
  54. 54

    -i, argo, fiilVermeye katlanmak

    “Çık bakalım paraları. Şıkır, şıkır... Bir, iki, üç... On, yirmi, otuz...” — Sadri Etem Ertem

Çıkmak ile ilgili atasözleri ve deyimler

Çıkmak ile kurulan birleşik kelimeler