Köken: Farsça çārnāçār · Telaffuz: ça'rna:ça:r
- 1
zarf, eskimiş► ister istemez
“Yenge hanıma söylemek ayıbıma gidiyor, çarnaçar size başvuruyorum kızım.” — Attilâ İlhan
- 2
Çaresiz bir biçimde
“Karışık bir hadiseler ağının, zıt fikirler örgüsünün içine düşeceğini pek mükemmel bilen Mümtaz, çarnaçar tecrübeye katlandı.” — Ahmet Hamdi Tanpınar