- 1
sıfatTartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı
- 2
Çapı, boyutu büyük
“Ağır top.”
- 3
► yavaş
“Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.” — Esat Mahmut Karakurt
- 4
► yoğun
“Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı.” — Abbas Sayar
- 5
Çok az işiten (kulak)
- 6
mecazGösterişi fazla olmayan, ciddi olan
“Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.” — Mithat Cemal Kuntay
- 7
► değerli
“Hiçbir yerden bir ses çıkmamış, kimse bir söz söylememişti. Yalnız Yumru kendi kendine taş yerinde ağırdır dedi.” — Hüseyin Nihal Atsız
- 8
mecaz► çetin
“Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.” — Feridun Fazıl Tülbentçi
- 9
mecazSıkıntı veren, bunaltan; sakil
“Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum.” — Ömer Seyfettin
- 10
mecazDokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden
“Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.” — Nurullah Ataç
- 11
mecaz► ağırbaşlı
“Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.” — Halide Edip Adıvar
- 12
mecazKeskin, boğucu (koku)
“Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.” — Falih Rıfkı Atay
- 13
► kısık
“Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi.” — Osman Cemal Kaygılı
- 14
mecazDavranışları yavaş olan
- 15
mecazSindirimi güç (yiyecek)
“Ağır bir yemek.”
- 16
isim, spor► ağır sıklet
“Yıllarca ağırda güreşti.”
- 17
zarfYavaş bir biçimde
“Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu.” — Etem İzzet Benice
ağır ne demek?
sıfat, isim, zarf·17 anlam·4 harf·a·ğır
“Ağır” Türkçede sıfat, isim ve zarf olarak kullanılan bir kelimedir. Sözlükte 17 anlamı bulunur. En yaygın anlamı şudur: “Tartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı”. 4 harf ve 2 heceden (a-ğır) oluşur. Kelimeyle ilgili 20 deyim ve atasözü vardır.
Ağır ile ilgili atasözleri ve deyimler
- ağır basar, yeğni kalkar
- ağır basmak
- ağır bir yükten kurtulmak
- ağır çekmek
- ağırdan almak
- ağır durmak
- ağır gelmek
- ağır git ki yol alasın
- ağırına gitmek
- ağır işitmek (veya duymak)
- ağır kaçmak
- ağır kazan geç kaynar
- ağır ol!
- ağır ol, batman gel
- ağır otur ki bey (veya molla) desinler
- ağır oturmak
- ağır söylemek
- ağır taş yerinden oynamaz
- ağır yaralanmak
- ağır yongayı yel kaldırmaz
Ağır ile kurulan birleşik kelimeler
- ağır ağır
- ağır aksak
- ağır araç
- ağırayak
- ağırbaşlı
- ağırcanlı
- ağır ceza
- ağır ceza mahkemesi
- ağır çekim
- ağırelli
- ağır ezgi
- ağır hapis cezası
- ağır hasta
- ağır hava
- ağır hidrojen
- ağır iş
- ağırkanlı
- ağır kayıp
- ağır kusur
- ağır küre
- ağır makineli
- ağır paha
- ağır para cezası
- ağır sanayi
- ağır sıklet
- ağır söz
- ağır su
- ağır top
- ağır uyku
- ağır vasıta
- ağır yağ
- ağır yara
- ağır zemin
- eli ağır
- eline ağır
- uykusu ağır
- yarı ağır sıklet