- 1
nesnesiz, fiilAğır duruma gelmek
“Önceleri tüy gibi gelen herif, yol aldıkça bir ağırlaştı, bir ağırlaştı. Ben diyeyim beş ton, siz deyin on beş ton.” — Aziz Nesin
- 2
Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak
- 3
Gökyüzü bulutlu, karanlık, iç karartıcı bir hâl almak
“Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk.” — Reşat Nuri Güntekin
- 4
► yavaşlamak
“Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni sararıyor, hareketleri ağırlaşıyordu.” — Abdülhak Şinasi Hisar
- 5
Yiyecek bozulmaya yüz tutmak
“Bu et yarına kalırsa ağırlaşır.”
- 6
Organ görevini yapamaz duruma gelmek
- 7
Göz kapakları kapanmak üzere olmak
“Önündeki kâğıda bir iki satır yazdıktan sonra göz kapakları ağırlaşıyor, hiçbir şey düşünemez oluyordu.” — Oğuz Atay
- 8
mecazArtan, çoğalan
“Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım.” — Ömer Seyfettin
- 9
mecazGebe kadının doğurması yaklaşmak
“Haziran ayı başında Mevhibe’nin hamileliği ağırlaştı.” — Gülsün Bilgehan
- 10
mecazAğırbaşlı hâle gelmek
- 11
mecaz► güçleşmek
“İşte bundan dolayı da gençliğin sorunları daha da ağırlaşıyor, büyüyor.” — Yaşar Kemal
- 12
mecazHasta tehlikeli duruma gelmek
“Pek çok insan hastalıklarının başlangıcında komşuya, eczaneye, kırık çıkıkçıya, hocaya başvurmakta, olay önlenemez hâle gelip hasta ağırlaşınca hekime gelmektedir.” — Jale Baysal
ağırlaşmak ne demek?
fiil·12 anlam·10 harf·a·ğır·laş·mak
“Ağırlaşmak” Türkçede fiil olarak kullanılan bir kelimedir. Sözlükte 12 anlamı bulunur. En yaygın anlamı şudur: “Ağır duruma gelmek”. 10 harf ve 4 heceden (a-ğır-laş-mak) oluşur.