Köken: Farsça āşinā · Telaffuz: a:şina:
- 1
sıfatBildik, tanıdık olan
“Hiç değilse kütüphanede üç beş aşina yüz görebiliyordum.” — Mehmed Niyazi
- 2
Daha önceden bilinen (şey)
“Galiba ilk defa oynuyorsunuz mösyö, dedi. Telaffuzu bana aşina geldi.” — Halide Edip Adıvar
- 3
Bilen, tanıyan (kimse)
“Ümitsiz bir aşkın ne demek olduğunu bilirim, kalbi nasıl acıttığına aşinayım.” — Selâmi İzzet