Köken: Arapça ʿabūs
- 1
sıfat, eskimiş► somurtkan
- 2
Çatık, asık (yüz)
“Abus çehreli bir adamın ne namazı ne niyazı ne zekâtı ne orucu makbuldür.” — Ömer Seyfettin
- 3
Garip ve acayip olan
“Genç, esmer kız tahayyül ediyor, zihninde müphem hayallere karışan abus suallere cevap veremiyordu.” — Ömer Seyfettin
- 4
mecazİnsana baskı yapan, olumsuz etki eden
“Zira o abus aydınlık, dört asır katakomplarda yaşamaktan kalma bir yer altı hüznünün yadigârıdır.” — Ruşen Eşref Ünaydın
- 5
zarfSomurtkan hâlde, somurtarak
“Hiçbir müstebit efendi huysuz bir zevç kadar müşkülpesent ve zalim değildir. Daima abus durur.” — Hüseyin Rahmi Gürpınar