Köken: Arapça ʿaʾidāt · Telaffuz: a:ida:tı
- 1
isimDernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para; ödenti
“Hele şundan bundan aidat, iane ve yardım toplayıp veya böyle bir yardıma müminleri cebredip vakıf kurmak diye bir şey düşünülemez.” — Necip Fazıl Kısakürek
- 2
Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para
“Tarihlerine göre sıralanmış elektrik, su, doğal gaz faturaları, apartman aidat makbuzları, pelür kâğıtlar, geçen üç senenin ajandaları, sarı bir kalem açacağı...” — Ahmet Ümit