Köken: Arapça ʿāḳıbet · Telaffuz: a:kıbet
- 1
isimBir iş veya durumun sonu veya sonucu; serencam
“Diğerlerinin akıbetlerini bilmiyorum.” — İhsan Oktay Anar
- 2
zarf► sonunda
“Kurdun oğlu akıbet kurt olur, demiş ve bu söz beş muallimin meslek ve ilim haysiyetine dokunmuştur.” — Reşat Nuri Güntekin