Köken: Arapça ʿaḳd + Türkçe etmek · Telaffuz: a'kdetmek
- 1
-i, fiilBarış, ittifak, mütareke, muahede, mukavele vb.ni yapmak; imzalamak
“Hükûmet tarafından Belgrat'a dostluk muahedesini akdetmek için gönderilmiştim.” — Yahya Kemal Beyatlı
- 2
Toplantı, konferans, nikâh vb.ni tertip etmek, düzenlemek
“Biz bir sene kongre akdetseydik bu yarım yamalak adama bu kadar uygun bir lakap bulamazdık.” — Ömer Seyfettin