Köken: Arapça ʿaks + Türkçe etmek · Telaffuz: a'ksetmek
- 1
-e, -den, fiil► yansımak
“Ve aynaya akseden alın kırışığında / Ölümü hatırlarız solgun mum ışığında” — Halit Fahri Ozansoy
- 2
► yankılanmak
“Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla / Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi” — Yahya Kemal Beyatlı
- 3
-e, mecaz, fiilBirileri aracılığıyla duyulmak
“Zaptiye ve hafiye vakalarına dair havadisler bize, âdeta, efsaneleşmiş olarak aksetmez miydi?” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu