- 1
isimBir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı; ense, ön karşıtı
“Evin arkasında dekorlar boyarlardı.” — Adalet Ağaoğlu
- 2
Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi
“Genç kadının arkası dönük olduğu için yüzünü görememektedir.” — Orhan Kemal
- 3
Geri kalan bölüm
“Hikâyenin arkası daha acıklı, kocası da ağırca yaralanmış.” — Oktay Akbal
- 4
Bir şeyin sonra gelen bölümü; art, geri (I), peş
“Adımlarımı açtığımı, neden sonra arkamdan gelen ıslık sesine dönünce anladım.” — Erdal Öz
- 5
Otururken sırtın dayandığı yer
“Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu.” — Tarık Buğra
- 6
İnsanın vücudu, bedeni
“Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı.” — Refik Halit Karay
- 7
sıfatÖn kabul edilen yere göre geride bulunan
“Babamla Bandırma'ya giderken arka koltukta oturduğum, arka camdan geride kalan yolları, ağaçları, insanları seyrettiğim anları düşünüyordum.” — Salim Nizam
- 8
sıfat, mecazKayıran, destekleyen
“Memur olmak için büyük bir arka gerek.” — Hüseyin Rahmi Gürpınar
- 9
mecazGeçmiş, geride kalmış zaman
“Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti.” — Yahya Kemal Beyatlı
arka ne demek?
isim, sıfat·9 anlam·4 harf·ar·ka
“Arka” Türkçede isim ve sıfat olarak kullanılan bir kelimedir. Sözlükte 9 anlamı bulunur. En yaygın anlamı şudur: “Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı; ense, ön karşıtı”. 4 harf ve 2 heceden (ar-ka) oluşur. Kelimeyle ilgili 40 deyim ve atasözü vardır.
Arka ile ilgili atasözleri ve deyimler
- arka arkaya vermek
- arka bulmak
- arka çevirmek
- arka çıkmak
- (birini) arkada bırakmak
- arkada kalanlar (veya arkadakiler)
- arkada kalmak
- arkadan iş çevirmek
- arkadan konuşmak (veya söylemek)
- arkadan vurmak
- arka kapıdan çıkmak
- arka olmak
- arkası alınmak
- (bir şeyin) arkası gelmek
- (bir şeyin) arkası kesilmek
- arkasına (bile) bakmadan gitmek (veya kaçmak)
- arkasına almak
- arkasına düşmek (veya takılmak)
- arkasında dolaşmak (veya gezmek)
- arkasından atlı kovalamak
- arkasından atmak (veya konuşmak)
- arkasından koşmak
- arkasından söylemek
- arkasından sürüklemek
- arkasından teneke çalmak
- arkasından zil takıp oynamak
- arkasında yumurta küfesi yok ya! (veya olmamak)
- arkasını (birine) vermek
- arkasını (bir şeye) vermek
- arkasını almak
- arkasını bırakmak
- arkasını dayamak
- arkasını getirememek
- arkasını sağlama almak
- arkasını sıvamak
- arkası olmamak
- arkası yere gelmemek
- arka vermek
- arkaya bırakmak (veya koymak)
- arkaya kalmak