Köken: Farsça āzāde · Telaffuz: a:za:de
- 1
sıfat, eskimiş► serbest
- 2
► özgür
“Elli yıldır şu ömür kervanının yolcusuyum / Öyle her yoldaşı sevmezse de azade huyum” — İbrahim Alâeddin Gövsa
- 3
Her türlü bağdan kurtulmuş, yakasını sıyırmış olan
- 4
zarfBir şeyden uzak bir biçimde
“Bu tapınak, şehirden uzak, hayatın gürültüsünden azade, tam bir rahatlık içinde bulunuyor.” — Adnan Özyalçıner