bırakmak ne demek?

fiil38 anlam8 harfbı·rak·mak

“Bırakmak” Türkçede fiil olarak kullanılan bir kelimedir. Sözlükte 38 anlamı bulunur. En yaygın anlamı şudur: “Elde bulunan bir şeyi tutmaktan vazgeçip tutmaz olmak”. 8 harf ve 3 heceden (bı-rak-mak) oluşur. Kelimeyle ilgili 3 deyim ve atasözü vardır.

  1. 1

    -i, fiilElde bulunan bir şeyi tutmaktan vazgeçip tutmaz olmak

  2. 2

    nesnesiz, fiilEldeki, sırttaki bir şeyi bir yere koymak

    “Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı.” — Tarık Buğra
  3. 3

    Bir işi başka bir zamana ertelemek

    “Gezmeyi haftaya bıraktık.”
  4. 4

    Bir şeyi bir yerde unutmuş olmak

    “Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?”
  5. 5

    Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek

    “Tencereyi öylece kirli bir biçimde bıraktım.”
  6. 6

    Geriye kalmasını sağlamak

    “Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.”
  7. 7

    Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, onu görevlendirmek

    “Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı.” — Falih Rıfkı Atay
  8. 8

    nesnesiz, fiilBirinin bir şeyi yapmasına engel olmamak

    “Bırak, burasını benim defterimden okuyayım.” — Ömer Seyfettin
  9. 9

    ► sarkıtmak

    “Saçlarını omzuna bırakmış.”
  10. 10

    nesnesiz, fiilÖlen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak

    “Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu.” — Cahit Uçuk
  11. 11

    Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek

    “O da basket oynardı ama artık bıraktı.”
  12. 12

    nesnesiz, fiilUğraşmaz olmak, artık uğraşmamak

    “Aliye, az önce haftalığını almıştı ve patronlarına işi bırakacağını, bırakmak zorunda olduğunu nasıl söyleyeceğini bir türlü bilemiyordu.” — Murathan Mungan
  13. 13

    nesnesiz, fiilBıyık veya sakal uzatmak

  14. 14

    nesnesiz, fiilÖzgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak

    “Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı?” — Refik Halit Karay
  15. 15

    ► boşamak

    “Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler.” — Ömer Seyfettin
  16. 16

    Kötü bir durumda terk etmek

  17. 17

    Koyup gitmek

    “Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi.” — Peyami Safa
  18. 18

    Sınıftan veya sınavdan geçirmemek

    “Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.”
  19. 19

    -e, fiilBir malı pazarlık sonucu fiyat indirimine razı olarak satmak

    “Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım.” — Memduh Şevket Esendal
  20. 20

    -e, -i, fiilBakılmak, korunmak için vermek

    “Eşyamı size bırakacağım.”
  21. 21

    nesnesiz, fiilBir kimseyi beraberinde getirmemek veya götürmemek

    “Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim.” — Atatürk
  22. 22

    -e, -i, fiilSahiplik hakkını başkasına vermek

    “Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.”
  23. 23

    nesnesiz, fiilYapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak

    “Islanan zemin kaplaması zamanla kendini bıraktı.”
  24. 24

    nesnesiz, fiilBulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek

    “İz bırakmak. Leke bırakmak.”
  25. 25

    ► koymak

  26. 26

    nesnesiz, fiilBir şeyi başkasına iletilmek üzere vermek

    “Postacı bir şey bıraktı sana.” — Yusuf Ziya Ortaç
  27. 27

    nesnesiz, fiilBir şeyi bir kimse veya belli bir amaç için ayırmak

    “Kutuyu biraz öne ittirdi ve Simay'ın tutması için pay bıraktı.” — Beyzanur Yılmaz
  28. 28

    ► götürmek

    “Savaş, sen eğlenmene bak, ben Buğra'yı eve bırakırım kardeşim.” — Dilara Gürel
  29. 29

    nesnesiz, fiilKâr getirmek, yarar sağlamak

    “Bu alışveriş bize fazla bir şey bırakmadı.”
  30. 30

    Birilerini koyuvermek, salıvermek

    “Komiser tutukluyu bıraktı.”
  31. 31

    Bir yana itmek, önem vermemek

    “Durum böyledir diye her işini bırakıp düşmanlar ne ederlerse etsinler biz durup bakalım mı?” — Ahmet Cevdet Paşa
    “Neden Boğaz’ı koruyacağız da bir vakitler seyran yeri olan Kasımpaşa’yı bırakacağız.” — Burhan Felek
  32. 32

    Kendi hâline terk etmek

    “Aman beyim bana kıyma, benim de çoluk çocuğum var, mahvolurum ben, biz dost ve arkadaşız kölen olayım bırak şu adamı, diyordu.” — Ali Rıza Öge
  33. 33

    Beraberinde bulunması gereken bir şeyi yanına almamak

    “Kabanımı evde bıraktım.”
  34. 34

    Bir işi veya çalışmayı bitirmeden sona erdirmek

    “Okumamı bırakarak dışarı çıkmamı istiyordu.” — Peyami Safa
  35. 35

    Bir şey yeni bir duruma dönüşmek

    “Duruşmayı açıyorum demesiyle delikanlının yüzündeki güven dolu ifade yerini endişe ve korkuya bıraktı.”
  36. 36

    Geride … kalmasını sağlamış olmak

    “On yıl süren savaş büyük bir yıkım bırakarak bazılarına zenginleşmek için yeni fırsatlar yarattı.”
  37. 37

    … durumda bulunmasına, … hâle gelmesine sebep olmak

    “Kadını hamile bıraktı.”
  38. 38

    mecazÖlüm sebebiyle kaybetmiş olmak

    “İki oğlumu Çanakkale’de bıraktım.” — Aka Gündüz

Bırakmak ile ilgili atasözleri ve deyimler

Bırakmak ile kurulan birleşik kelimeler