Köken: Arapça bedel
- 1
isim► fiyat
- 2
Bir şeyin yerini tutabilen başka bir şey
“Buna bedel içimde mumlar, mumlar, mumlar yanan bir karanlık var.” — Aka Gündüz
- 3
Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse
- 4
sıfat, mecaz► denk (II)
“Emsalini göremeyeceğiniz bir saadetle beş on dakika yaşarsınız ki bütün bir hayata bedeldir.” — Refik Halit Karay
- 5
askerlikAskerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para
“Efrattan bedel alınıp alınmayacağına dair merkezden emir gelmişti.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 6
ağızlardanBir ücret karşılığında çalışan kimse
- 7
zarfKarşılık olarak