Köken: Arapça berrāḳ
- 1
sıfatBulanık, kirli olmayan
“Bu sabah hava berrak / Bu sabah her şey billurdan gibi” — Cahit Sıtkı Tarancı
- 2
► duru
“Hiçbir yerde buradakinden daha saf ve berrak sulara tesadüf etmedim.” — Hamdullah Suphi Tanrıöver
- 3
Pürüzsüz, kulağa hoş gelen (ses)
“Yine şarkı söylüyordu ama sesi, o temiz, berrak ses değildi.” — Sait Faik Abasıyanık
- 4
mecazAçık seçik, net olan
“Bu komite, hususi menfaat ve alakaları olmayanlar ve bir millete has olan berrak görüşle, Osmanlı İmparatorluğu’nda fiilî surette hüküm süren hâl ve şartları tetkikten geçirmelidir.” — Ali Fuat Cebesoy