Köken: Arapça billūr · Telaffuz: l ince okunur
- 1
isimBazı cisimlerin bazı fiziksel etkiler altında aldıkları veya doğal olarak bulundukları geometrik biçim
“Gece nemli geçerse suyunu yitiren tuz billurları yeniden su alır ve hacmi genişler.” — İbrahim Sarı
- 2
Bir maddenin atom veya moleküllerinin art arda tekrarlanmasından ve belirli bir kurala göre sıralanmasından meydana gelen, simetrik olarak birleşmiş düz satıhlar biçimindeki katı madde; kristal
“... tavandaki avizenin billurlarında bir an sessiz sedasız çınladıktan sonra kaybolan o vapur ışıkları gibi bütün ömrünü ışığa, renge, şiire boğacaktı.” — Ahmet Hamdi Tanpınar
- 3
sıfatBu maddeden yapılmış
“Su sesi ve kanat şakırtısından / Billur bir avize Bursa'da zaman” — Ahmet Hamdi Tanpınar
- 4
sıfatDuru, temiz ve akıcı olan
“Onu görmek, billur sesini dinlemek, elinden bir şey içmek.” — Attilâ İlhan
- 5
Çok berrak ve pürüzsüz, parıltılı, ışıklı olan
“Aslanın ağzından durmadan bu havuza billur sular akar.” — Halide Edip Adıvar
- 6
► koç yumurtası