Köken: Farsça cāmekān · Telaffuz: camekâ:nı
- 1
isim► vitrin
“Camekânı geniş ve nadir sanat eserleriyle dolu bir mağazaya girdik.” — Yahya Kemal Beyatlı
- 2
Bir yeri, bir veya daha çok bölüme ayıran cam bölme; camlık
“Camekânla bölünmüş bir kahve ocağı ile altı yedi masa vardı içeride.” — Çetin Altan
- 3
Çiçek, sebze vb. bitkileri dış etkenlerden korumak için yapılmış küçük limonluk
- 4
Hamamlarda soyunulan camlı yer
- 5
argo► gözlük
“Artık arkasına sığınacak bir camekânım da yok.” — Halit Fahri Ozansoy