Köken: Arapça celb + Türkçe etmek · Telaffuz: ce'lbetmek
- 1
-i, fiilKendi üzerine çekmek
“Sonra memnuniyetimi celbetmek için olacak bir türkü çağırmaya başladı.” — Refik Halit Karay
- 2
Getirtmek, davet etmek, çağırtmak
“Bu kumpanyaların biri dört beş oyun verdikten sonra bey bir gece direktörü huzuruna celbetmiş.” — Reşat Nuri Güntekin