Köken: Arapça cezāʾ · Telaffuz: ceza:
- 1
isimUygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım; ukubet
“Çünkü torunları bir ağızdan, ‘Ne demek, kadın mademki bizimle her hakta eşit, ceza da eşit olmalı’ diye homurdanıyor.” — Halide Edip Adıvar
- 2
hukukSuç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım; ukubet
“Cezasını tamamlayana kadar tek kişilik bir koğuşta kalmış.” — Ahmet Ümit