Köken: Arapça ciddī · Telaffuz: ciddi:
- 1
sıfatŞaka olmayan
“İşin şakaya gelmediğini, verdiğim ciddi kararı çoktan öğrendiler şimdi...” — Vedat Türkali
- 2
► ağırbaşlı
“Ben onu pek ciddi bir genç olarak tanırım.” — Hüseyin Rahmi Gürpınar
- 3
Titizlik gösterilen, önem verilen; önemlice, becit
“Örneğin zorunlu bir mektup yazmak, sebze ayıklamak ya da ciddi bir konuşma çabucak sıkıyor beni.” — İnci Aral
- 4
Tehlikeli ve endişe verici olan
“İstiklal Harbi sonunda ve 23 yaşında Çakırbeyli Çiftliği’ne dönen Menderes’in artık gelişme, pişme ve olgunlaşma devresine girdiği ve bu hâle, bir daha ciddi bir hastalık çekmemesi bakımından fiziğinin de iştirak ettiği bellidir.” — Necip Fazıl Kısakürek
- 5
Eğlendirme amacı gütmeyen
- 6
Gülmeyen
“O, ciddi bir tavırla mühim bir şey anlatmaya hazırlanmış gibiydi.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 7
Güvenilir, sağlam, önemli olan
“Ciddi bir gazetede liyakatli, genç bir muharririn şu sözleri beni hâlâ düşündürüyor.” — Orhan Seyfi Orhon
- 8
► gerçek
- 9
zarfÖnem vererek, gerçek olarak
“'Ciddi mi söylüyorsun?' dememe kalmadan telefon kapandı.” — Pınar Kür
- 10
zarfGüvenilir bir biçimde
- 11
zarfGülmeden, surat asık biçimde
“Çok ciddi durunca mükemmel olduklarını sanıyorlar.” — Ayla Kutlu
- 12
zarfTehlikeli hâlde, endişe verici durumda
“Hastalığımızın oldukça ciddi olduğuna işaret etmekten kendimizi alamadık.” — Burhan Felek