Köken: Farsça duşmān
- 1
isimBirinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse; yağı, hasım, husumetli, dost karşıtı
“Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır.” — Sait Faik Abasıyanık
- 2
Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları
“Biz toprağımızdan düşmanı atmaya mecburuz.” — Ruşen Eşref Ünaydın
- 3
Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar
“Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?” — Bedri Rahmi Eyüboğlu
- 4
sıfatBir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.)
- 5
mecazBir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse
“Ekmek düşmanı.”
- 6
mecazBazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse
“İçki düşmanı.”