Köken: Arapça devr + Türkçe etmek · Telaffuz: de'vretmek
- 1
nesnesiz, fiilDönmek, dolaşmak
- 2
hukukBir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek
“Bana gelip hisseni satın almak istiyorum, bana devret deseydin belki razı olurdum.” — Orhan Kemal
- 3
-i, fiilBir şeyi aktarmak
“Kıran kırana bir güreş bitmiş, Büyük Millet Meclisi, Başkumandanlık yetkilerini Mustafa Kemal Paşa'ya devretmiştir.” — Tarık Buğra
- 4
-i, eskimiş, fiilBaştan sona değin okumak, bitirmek
“Tarih kitabını üç kez devrettim.”