dikmek1
- 1
-e, -i, fiilBir cismi dik olarak durdurmak
“Bir yere direk dikmek.”
- 2
Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek
“Boş toprağa bir koru dikseniz otuz yılda gölge verir.” — Falih Rıfkı Atay
- 3
-i, fiilBardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek
“Doldurmasıyla kadehini dikmesi, gözünü kırpmadan tek yudumda devirmesi bir oluyor.” — Attilâ İlhan
- 4
Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek
“O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı.” — Lâtife Tekin
- 5
Top, taş vb.ni dikine havaya atmak
- 6
Yapı kurmak, inşa etmek
- 7
sporTop vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak
“Oyuncu topu penaltı noktasına dikti.”