Köken: Arapça emānet · Telaffuz: ema:net
- 1
isimBirine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb.; inam, vedia
“Emaneti olanlar burada her vakit bunlarla ilgilenecek bir çırak bulurlar.” — Salâh Birsel
- 2
Bir kimse ile birine gönderilen şey
“İstanbul'dan getirdiğim emanetinizi akşam benden alınız.”
- 3
Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer
- 4
mecazİnsanın canı, ruhu
“Allah emanetini alsın da kurtulayım.”