Köken: Türkçe emek + Farsça -dār
- 1
sıfatBir görevde uzun süre kalıp o işe emeği geçmiş olan (kimse)
“Ertesi sabah bahçede gezinirken Mehmet, emektar azaplarından birini gördü.” — Emine Işınsu
- 2
mecazÇok kullanılmış, eskimiş
“Emektar makinenin tozlarını silip masaya yerleşmeye karar verdim.” — Çetin Altan