Köken: Arapça faṣl
- 1
isim► bölüm
“Kitabı kapadı, biraz durdu, sonra tekrar açarak o faslı sonuna kadar bir hamlede okudu.” — Peyami Safa
- 2
► devre (I)
“Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç / Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç” — Yahya Kemal Beyatlı
- 3
Belli bir sürede yapılan iş, karşılaşılan durum veya olay
“Fazla olarak arada bir patronu çekiştirmek, dedikodu yapmak faslı da kapanacak.” — Halide Edip Adıvar
- 4
ekonomiBütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler
- 5
müzikAynı makamdan eserlerin belli bir sıraya göre icra edildiği, eserlerin arasında saz taksimlerinin yer aldığı konser
“Radyo ince sazdan sultaniyegâh faslına başlamış.” — Attilâ İlhan
- 6
tiyatroOrta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna
- 7
eskimiş, tiyatroOsmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü