fena1Arapça fenāʾ
- 1
sıfat► kötü
“Rüşvet aslında fena şeydir fakat daha fenası rüşvet ayıplığını kaybetmişliktir.” — Burhan Felek
- 2
► üzücü
“Bu savaş yılları o kadar fena ve ağır felaketler öğretmişti ki...” — Halide Edip Adıvar
- 3
İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse)
“Fena bir öğrenci.”
- 4
Hoşa gitmeyen, rahatsız edici
“Fena günler yaşadığına inanmak için bin şahit lazım.” — Refik Halit Karay
- 5
Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan
“Siz fena adamsınız, odanıza geldiğime bin kere pişman oldum.” — Peyami Safa
- 6
zarf► çok
“Tenis oynarken bileğim burkuldu, berbat, fena acıyor.” — Peyami Safa