Köken: Arapça ḥākim · Telaffuz: ha:kim
- 1
sıfatEgemenliğini yürüten, buyruğunu yürüten, sözünü geçiren
“Arkasında yavaş fakat çok hâkim bir ses işitmişti.” — Aka Gündüz
- 2
Başta gelen, başta olan, baskın çıkan
“Şimdi devlete hâkim olanlar, sosyal ve askerî reformlardan en fazla rahatsızlık duyanlar ve başta yeniçerilerle, bunlara organik olarak bağlı bulunan kesimlerdi.” — Cemil Öztürk
- 3
Duygu, davranış vb.ni iradesiyle denetleyebilen (kimse)
“Bir kere sinirlerine bu kadar hâkim oyuncu görmedim.” — Haldun Taner
- 4
Yüksekten bir yeri bütün olarak gören
“Tavuk kümesleri, kuş kafesleri ve denize hâkim piknik yerleriyle tam bir doğa harikası.” — Nazmi Öner
- 5
isim, hukuk► yargıç
“Bir hâkimin çok ciddi, bir satıcının çok mültefit, bir askerin çok otoriter olması meslekleri icabıdır.” — Mehmet Kaplan
- 6
► baskın
“Geçen yüzyıllarda hâkim düşünce tipi teolojik olduğu için, cemiyette de din adamları hâkim bulunuyordu.” — Erol Güngör