Köken: Arapça ḥāl · Telaffuz: ha:li
- 1
isim► durum
“Herkes hâline göre bir hediye verdi.” — Hüseyin Rahmi Gürpınar
- 2
Tutum, tavır
“Bambaşka bir hâliniz vardır sizin. Merhametli bir insan olduğunuz bellidir.” — Oktay Rifat
- 3
Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
“Hâl dediğimiz şey yarından sonra mazi olacaktır.” — Yahya Kemal Beyatlı
- 4
► takat
“Şimdi gezmeye çıkacak hâlim yok.”
- 5
mecazKötü durum, sıkıntı, dert
“Zavallının başına ne hâller geldi.”