hak1Arapça ḥaḳḳ
- 1
isimDoğru, gerçek
“Karacaoğlan der ki sözüm haktır.” — Karacaoğlan
- 2
Adaletli davranma
“Grup üyelerine karşı değerlendirmelerinde, ödül ve cezalandırmalarında haktan ayrılmamalı…” — Suat Karaküçük
- 3
Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
“Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler.” — Burhan Felek
- 4
Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk
“Bu davada hak görmüyorum.”
- 5
Verilmiş emekten doğan manevi yetki
“… ama seni çocukluğundan beri tanıyan birisi olduğumdan bazı şeyleri doğrudan söylemeye hakkım olduğunu düşünüyorum.” — Oğuz Şenses
- 6
► pay
“Yoksul hakkı böylece dağıtılırken komşu hakkı da en az yedi komşu arasında pay edilir.” — Hayrettin Tokdemir
- 7
Emek karşılığı ücret
“Çalışan hakkını alır, tembel tembel yatan hâline razı olurmuş.” — Eren Sarı