Köken: Arapça ḥall + Türkçe etmek · Telaffuz: ha'lletmek
- 1
-i, fiilGüç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak
“Bir arkadaşa, sinema işlerinden anlayan bir arkadaşa bu konuşmayı anlattığım zaman o muammayı halletti.” — Nâzım Hikmet
- 2
Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak
“Bakınız, tesadüf bunu ne kadar güzel düşünüp halletti.” — Memduh Şevket Esendal
- 3
Bir cismi bir sıvı içinde eritmek
- 4
matematik► çözmek
- 5
argoCinsel ilişki kurmak
- 6
ağızlardanBir yemeği yenecek duruma getirmek