Köken: Farsça ḫirmen
- 1
isimBiçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi
- 2
Bu işin yapıldığı yer veya mevsim
“Çocuğum başka çocuklarla beraber harmanda düvene binmiş dönüyor.” — Reşat Nuri Güntekin
- 3
Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi
“Çay harmanı. Tütün harmanı.”
- 4
Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon
- 5
Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer
- 6
mecazHerhangi bir şeyin çok bulunduğu yer
“Yiğidin harman olduğu yer.”
- 7
argoEsrar içip çakırkeyif olma
“Hey polis, diye seslendi sırtını ağaca dayamış, tek bacaklı bir kadın. Hey sana diyorum aynasız, atsana bir ikilik, acayip harmanım bu sabah.” — Ahmet Ümit