Köken: Arapça ḥassās
- 1
sıfatDuyum ve duyguları algılayan
“Halıda kaybolan ayak seslerini evvela Peregrini'nin hassas kulakları sezdi.” — Halide Edip Adıvar
- 2
► duyarlı
“İri yarı bir adam olmakla beraber pek hassastı.” — Aka Gündüz
- 3
Çabuk etkilenen
“Düşmanın en hassas ve mühim noktası orası idi.” — Atatürk
- 4
En küçük değerleri, incelikleri dahi algılayabilen; keskin
“Bu laboratuvarda hassas ölçümler yapılıyor.”
- 5
Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan (alet)
“Hassas terazi.”