Köken: Arapça hevāʾī · Telaffuz: hava:i:
- 1
sıfatHava ile ilgili, havada bulunan
- 2
isimAçık mavi renk
- 3
Bu renkte olan
“Havai gözlük camlarının arkasından insana tatlı tatlı bakan iri kara gözleri vardı.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 4
mecazCiddi olmayan, ciddi işlerle uğraşmayan, ciddi işler yapmayan, dilediği gibi davranan; uçarı, yeleme
- 5
mecazDeğersiz, boş olan
“Ne yapıp yapmış bu havai konuşmayı bir röportaj şekline sokmak yolunu bulmuştu.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu