Köken: Arapça hażm + Türkçe etmek · Telaffuz: ha'zmetmek
- 1
-i, fiil► sindirmek
- 2
mecazHoşa gitmeyen bir davranışı karşılıksız bırakmak, içine atmak
- 3
Herhangi bir olay veya duruma katlanmak, dayanmak, sabretmek
“Zannediyorum ki bu acıyı hazmedemeyeceğim.” — Reşat Nuri Güntekin