Köken: Arapça ḥużūr · Telaffuz: huzu:ru
- 1
isimDirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı
“Fakat böyle bir zevk ve huzurun devam ve bekası olamaz.” — Necip Fazıl Kısakürek
- 2
► rahat
- 3
► makam
“Ertesi sabah tutukluyu huzuruna çağırtıp ona düşüncesini söylediğinde hiç beklemediği bir karşılık aldı.” — İhsan Oktay Anar
- 4
Önemli bir kişinin var olduğu, bulunduğu yer, o kişinin önü; kat (I)
“Huzura çıkmak.”
- 5
eskimişBir yerde bulunma; dergâh
“Bu sorunun konuşulması için sizin huzurunuz şarttır.”