Köken: Arapça iṣābet · Telaffuz: isa:bet
- 1
isimHedefe varma, hedefi vurma
“Bir kurşun isabetiyle öldü.”
- 2
Piyango vb. şans oyunlarında, kazanma, çıkma, vurma
- 3
Öneri, düşünce veya söz yerinde olma
“Gönderilecek askerin sekiz tabur olmasında büyük isabet vardır.” — Salâh Birsel
- 4
Yanılmama
- 5
Güzel rastlantı
“Bize uğramanız isabet, biz de sizi arıyorduk.”
- 6
ünlem"Çok güzel, iyi oldu" anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü