Köken: Arapça iʿtirāż · Telaffuz: i:tira:zı
- 1
isimBir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma
“Benim bunlara itirazım yoktu. Tek itirazım, annemin oynamaya kaldırılmasıydı.” — Ayla Kutlu
- 2
Söylenecek söz, karşı söyleme
“Artık itirazlar, teçhiller, istihzalar, hiddetler birbirini takip ediyordu.” — Ahmet Hikmet Müftüoğlu
- 3
hukukHukuki bir işleme engel olmak veya bunun bazı şartlara ve şekillere uygun yapılmasını sağlamak için bir kimsenin beyan ettiği irade
“Adam konuşmaya başlarken birkaç kişi itiraz etti.” — Kemal Tahir