Köken: Farsça kūr
- 1
sıfat► görme engelli
- 2
Keskinliği yeterli olmayan
“Günün birinde ihtiyar çoban koyunun birini kör bir makasla kırkıyordu.” — İsmail Hakkı Baltacıoğlu
- 3
mecazAz aydınlık veren
“Ampulün kör ışığı, dükkânı alaca bir loşluğa boğmuştu.” — Mahmut Yesari
- 4
mecazBakış ve değerlendirme açısı dar olan
“Vakıa bu kör siyaset yüzünden Türklük Rumeli'den çıktı.” — Yahya Kemal Beyatlı
- 5
mecazArkası tıkalı olan veya işlek olmayan
“Köşk bahçesinin arka tarafında, denize doğru inen fakat sahile varmadan buradan geçen kör bir arka sokak yüzünden bahçe duvarıyla kesilen bakımsız, ağaçsız, güneş yanığı bir yer vardı...” — Abdülhak Şinasi Hisar
- 6
mecazOlguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan
- 7
mecazDuyarlığını yitirmiş
“Muhitimiz bize karşı her an kör, sağır ve şuursuzdur.” — Abdülhak Şinasi Hisar