Köken: Arapça ḳalem + Farsça -kār · Telaffuz: kalemkâ:rı
- 1
isimTavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı
“Sonra kökboyalarını getirip getirmediğimi sormak isteyen fakat soramayan çekingen, yumuşak bakışlı kalemkâr oğlum Alaca Bey hafiften yüzü pembeleşmiş olarak koşup geldi.” — Sevinç Çokum
- 2
Madenî eşyaların üzerine çelik kalemle veya özel aletlerle süsleme yapan veya yazı yazan kimse
- 3
Kumaş, tülbent, yazma vb. üzerine ince fırça ile boyama yapan kimse
- 4
Düğünlerde kadınlara makyaj yapan kimse
“Yine bir düğün günü ahali yiyip içip eğlenirken kalemkâr hatun, gelini dizinin dibine oturtmuş, makyajını yapıyormuş.” — Selcen Yüksel Arvas