Köken: İtalyanca cassa
- 1
isimPara veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap
“Arkaya doğru bir adım atıp sırtını meyhanecinin kasasına dayadı.” — Sait Faik Abasıyanık
- 2
Ticarethanelerde para alınıp verilen yer
“Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi.” — Halit Küçüktülü
- 3
Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi
“Kasa kim?”
- 4
Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça
- 5
Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası; sandık
“Barın kapısı önünde bira kasaları yığılmıştı.” — Attilâ İlhan
- 6
Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla
- 7
mecazVarlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse
“Galip’in ününü İstanbul’da da duymuştu, oldukça fanatik bir tarikatın kasasıydı...” — Bülent Özden
- 8
mimarlıkKapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve
- 9
sporBirbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı
- 10
mecazOrtak harcamalarda paranın toplandığı kimse
“Beyler, şimdi şöyle yapalım; birimiz kasa olsun, bütün harcamaları o yapsın.” — Cemil Kavukçu