Köken: Arapça ḳaṣd + Türkçe etmek · Telaffuz: ka'stetmek
- 1
-i, fiilAmaçlamak, amaç olarak almak
“Ev deyince kasabada dört beş tane zengin evini kastediyorum.” — Sait Faik Abasıyanık
- 2
Demek istemek
“Kimi kastettiğimi boş ver! Arkadaşlara da söyle, sakin olsunlar.” — Ahmet Ümit
- 3
-e, fiilKötülük etmek, kıymak, zarar vermeyi istemek
“İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.” — Atatürk