Köken: Arapça ḳażāʾ + Farsça -rā · Telaffuz: kaza:ra:
- 1
zarfKaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden; kazaen, ezkaza
“Kazara çarptım herifçioğluna, koyduğu şeytan minarelerinin üstüne kıçüstü düşüverdi.” — Sait Faik Abasıyanık
- 2
► tesadüfen
“Köşkün kapısından kazara postacı geçse sapsarı kesilirdi.” — Ömer Seyfettin