Köken: Farsça kel
- 1
sıfatSaçı dökülmüş olan (kimse); keleş, yağır
“Simitçi kumraldı, saçları dökülmüştü, evet basbayağı keldi adam.” — Ahmet Ümit
- 2
mecazÇıplak (doğa), yaprakları dökülmüş (bitki)
“Yükselip alçalıyor, kel tepelerin etrafını dönüyordu.” — Sait Faik Abasıyanık
- 3
mecazGelişmemiş, cılız (bitki)
“Kel bir ağaç.”
- 4
mecazİçinde az eşya bulunan