- 1
gerçeğe aykırı olarak kendisinde veya herhangi bir şeyde üstün bir nitelik ve değer varmış gibi göstermek
“Bu zannını bir çeşit materyalist felsefeye uydurarak ona yüksek bir entelektüalizm süsü verirdi.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
kendine (veya herhangi bir şeye) ... süsü vermek ne demek?
·1 anlam
“Kendine (veya herhangi bir şeye) ... süsü vermek” bir söz öbeğidir. Sözlükte 1 anlamı bulunur. En yaygın anlamı şudur: “gerçeğe aykırı olarak kendisinde veya herhangi bir şeyde üstün bir nitelik ve değer varmış gibi göstermek”. Kelimeyle ilgili 80 deyim ve atasözü vardır.
Kendine (veya herhangi bir şeye) ... süsü vermek ile ilgili atasözleri ve deyimler
- kendi ağzıyla tutulmak
- kendi âlemine dalmak
- kendi ayağı ile gelmek
- kendi derdine düşmek
- kendi düşen ağlamaz
- kendi göbeğini kendi kesmek
- kendi gölgesinden korkmak
- (birini veya bir şeyi) kendi hâline bırakmak
- kendi havasında gitmek (veya olmak)
- kendi hesabına çalışmak
- kendi içine çekilmek
- kendi kabuğuna çekilmek
- kendi kanatlarıyla uçmak
- kendi kendini didiklemek
- kendi kendini yemek
- kendi keyfine gitmek
- kendi köşesinde yaşamak
- kendi kuyusunu kendi kazmak
- kendimi bildim bileli
- kendinden geçmek
- kendinde olmamak
- kendinde toplamak
- kendine dert etmek
- kendine gel!
- kendine gelmek
- kendine hâkim olmak
- kendine hisse çıkarmak
- kendine kıymak
- kendine mal etmek
- kendine yedirememek
- kendine yontmak
- kendini (kapıp) koyuvermek
- kendini (veya birini) temize çıkarmak (veya çıkartmak)
- (birine veya bir şeye) kendini adamak
- kendini ağır (veya ağırdan) satmak
- kendini alamamak
- kendini aşağı (veya küçük) görmek
- kendini ateşe atmak
- (bir yere) kendini atmak
- kendini avutmak
- kendini beğendirmek
- kendini beğenmek
- kendini bırakmak
- kendini bilmek
- kendini bir şey sanmak
- kendini bir yerde bulmak
- kendini bulmak
- kendini dağıtmak
- (bir yere) kendini dar atmak
- kendini dev aynasında görmek
- kendini dinlemek
- kendini dirhem dirhem satmak
- kendini dünyanın merkezi sanmak (veya merkezinde görmek)
- kendini düşünmek
- kendini ele vermek
- kendini fasulye gibi nimetten saymak
- kendini göstermek
- kendini harap etmek
- kendini hissettirmek
- kendini kapının dışında bulmak
- kendini kaptırmak
- kendini kaybetmek
- kendini matah sanmak
- kendini naza çekmek
- kendini paralamak
- kendini satmak
- kendini sıkmak
- kendini sıyıramamak
- kendini sokağa (veya dışarı) atmak
- kendini tartmak
- kendini toparlamak (veya toplamak)
- kendini tutamamak
- kendini tutmak
- kendini vermek (veya vurmak veya çalmak)
- kendini yemek
- kendini yiyip bitirmek
- kendini yoklamak
- kendi söyler kendi dinler
- kendi üstüne yormak
- kendi yağıyla kavrulmak