keskin1
- 1
sıfatÇok kesici, iyi kesen
“Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı.” — Hüseyin Rahmi Gürpınar
- 2
mecazTiz olan
“Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses.” — Peyami Safa
- 3
mecazKırıcı, incitici olan
“En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş.” — Haldun Taner
- 4
mecazEtkili, sert olan
“Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor.” — Esat Mahmut Karakurt
- 5
mecaz► kıvrak
“Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var.” — Cahit Sıtkı Tarancı
- 6
mecaz► hassas
- 7
mecazDikkatli olan
- 8
zarf, mecazYoğun bir biçimde
- 9
argo► zampara
- 10
İşini iyi yapan
“Gözcüm tepenin üstüne varınca, karşımızdaki sırttan bir keskin nişancı ateşi ile vuruldu.” — Turhan Seçer