kol gezmek1
- 1
güvenlik amacıyla dolaşmak
“Bunlar şehir subaşısının adamları, dizdarlardı. Kol geziyorlardı.” — Ömer Seyfettin
- 2
dolaşmak
“İnsanı üşütmeyen, ılık gezginci bir yağmur bulutu ağır ağır kol geziyordu.” — Tarık Dursun K.
- 3
mecazkötü durum ve davranışlar çokça olmak
“Bazı ülkelerde sansürün kol gezdiği görülüyor.” — Ahmet Kabaklı