Köken: Arapça ḳurbān
- 1
isim, din bilimiDinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen ve belli özellikleri taşıyan hayvan
“Yarım okka et, onun elinde bir kurban kadar bereketli.” — Yusuf Ziya Ortaç
- 2
ünlemİçtenliği belirten bir seslenme sözü
“Kurban! Nerede kaldın?”
- 3
mecazBir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse
“Hava kurbanları.”
- 4
mecazBir kazada veya felakette ölen kimse
“Vardar, her sene Üsküp'ten beş on kurban alan bir nehirdi.” — Yahya Kemal Beyatlı
- 5
mecazMaddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse
“Benim gibi nice kızlar beyaz kadın ticaretinin kurbanı olmuşlardır.” — Aka Gündüz