Köken: Arapça luṭf + Türkçe etmek · Telaffuz: lü'tfetmek
- 1
-e, -i, fiil► vermek
“Okuduğumuz şiiri bana lütfeder misiniz?” — Yusuf Ziya Ortaç
- 2
İyilikte bulunmak
“Gel lütfet, bize şu kapıyı aç!” — Ömer Seyfettin
- 3
-i, fiil► söylemek
“Lütfedin efendimiz, ne zamandan beri sazlarınıza hiç el atmadınız.” — Bekir Büyükarkın
- 4
nesnesiz, fiilİzin vermek, müsaade etmek
- 5
nesnesiz, fiilYüksek veya saygın bir kimse alçak gönüllülük göstermek
“Büyük devlet işlerini bir yana bırakıp, lütfedip geldiniz, sağ olun.” — Uğur Mumcu
“”